DOLANDIRICILIK SUÇLARI

Dolandırıcılık

MADDE 157 - (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2004/15126

K. 2005/2640

T. 15.3.2005

• DOLANDIRICILIK SUÇU ( Başkası Adına Çek Keşide Etme Yetksi Bulunan Kimsenin Verdiği Karşılıksız Çekin Bu Suçu Oluşturmadığı )

• KARŞILIKSIZ ÇEK ( Başkasının Verdiği Vekaletmeye Dayanarak Keşide Edilen Çekin Karşılıksız Çıktığı – Dolandırıcılık Suçu Oluşturmadığı )

3167-1/m. 16

5237/m. 157

ÖZET : Sanığın babası adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğunun anlaşılmasına göre sanığın eyleminin karşılıksız çek keşide etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması hatalıdır.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Mustafa’nın yapılan yargılama sonucu, dolandırıcılık suçundan hükümlülüğüne ilişkin Bursa 1.Asliye Ceza Mahkemesi´nce verilen 28.11.2002 tarih ve 2000/1181 esas 2002/775 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 8.7.2004 tarihinde Dairemize gönderilmekle; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Suça konu çekin sanığın babası Mehmet’e ait bankadaki hesaptan keşide edildiği, Mehmet’in hazırlıktaki beyanında çekin kendisine ait olduğunu ancak oğlu Mustafa tarafından imzalandığını belirtmesine, sanığın da temyiz dilekçesinde suça konu çeki babasının verdiği vekaletnameye istinaden keşide ettiğini bildirerek vekaletname örneği ibraz etmesine, ibraz edilen Göle Noterliğince düzenlenmiş 18.6.1997 tarihli 1374 yevmiye nolu vekaletname örneğinden sanık Mustafa’nın babası Mehmet adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğunun anlaşılmasına göre sanığın eyleminin 3167 Sayılı Kanun´un 16/1. maddesinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 15.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2004/15126

K. 2005/2640

T. 15.3.2005

• DOLANDIRICILIK SUÇU ( Başkası Adına Çek Keşide Etme Yetksi Bulunan Kimsenin Verdiği Karşılıksız Çekin Bu Suçu Oluşturmadığı )

• KARŞILIKSIZ ÇEK ( Başkasının Verdiği Vekaletmeye Dayanarak Keşide Edilen Çekin Karşılıksız Çıktığı – Dolandırıcılık Suçu Oluşturmadığı )

3167-1/m. 16

5237/m. 157

ÖZET : Sanığın babası adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğunun anlaşılmasına göre sanığın eyleminin karşılıksız çek keşide etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması hatalıdır.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Mustafa’nın yapılan yargılama sonucu, dolandırıcılık suçundan hükümlülüğüne ilişkin Bursa 1.Asliye Ceza Mahkemesi´nce verilen 28.11.2002 tarih ve 2000/1181 esas 2002/775 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı´nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 8.7.2004 tarihinde Dairemize gönderilmekle; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Suça konu çekin sanığın babası Mehmet’e ait bankadaki hesaptan keşide edildiği, Mehmet’in hazırlıktaki beyanında çekin kendisine ait olduğunu ancak oğlu Mustafa tarafından imzalandığını belirtmesine, sanığın da temyiz dilekçesinde suça konu çeki babasının verdiği vekaletnameye istinaden keşide ettiğini bildirerek vekaletname örneği ibraz etmesine, ibraz edilen Göle Noterliğince düzenlenmiş 18.6.1997 tarihli 1374 yevmiye nolu vekaletname örneğinden sanık Mustafa’nın babası Mehmet adına çek keşide etme yetkisinin bulunduğunun anlaşılmasına göre sanığın eyleminin 3167 Sayılı Kanun´un 16/1. maddesinde düzenlenen karşılıksız çek keşide etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 15.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2003/11566

K. 2006/247

T. 26.1.2006

• ÇEK KULLANARAK DOLANDIRICILIK ( Eylemin Bankayı Vasıta Kılarak Dolandırıcılık Suçunu Oluşturup Oluşturamayacağına İlişkin Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )

• BANKA VASITA KILINARAK DOLANDIRICILIK ( Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu – Bankanın Maddi Varlıklarından Olan Çek Kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun İşlendiği İddiası )

• GÖREV ( Bankanın Maddi Varlıklarından Olan Çek Kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun İşlendiği İddiası – Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )

765/m.503,504,

5237/m.157,158

ÖZET : Sanığın, bankanın maddi varlıklarından olan çeki kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmelidir.

DAVA : Dolandırıcılık suçundan sanık … ın yapılan yargılaması sonunda; Mahkumiyetine dair Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.04.2002 gün ve 2001/…E,2002/…K karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olmakla dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 27.08.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle,incelenerek görüşüldü:

KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 173/228 sayılı kararında da açıklandığı üzere; sanığın, bankanın maddi varlıklarından olan çeki kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip GÖREVSİZLİK KARARI verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 S.Y.nın 8/1 m.si gereğince uygulanması gereken 1412 s.CMUK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,26.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2006/3834

K. 2006/6165

T. 30.6.2006

• DOLANDIRICILIK ( Şirketi Temsile Yetkili Sanığın Şikayete Konu Senetleri İmzalarken Şirketi Temsile Yetkili Olmadığından Bahisle Takibi İptali Sağlaması – Sanığın Dolandırıcılık Kastıyla Hareket Edip Etmediğinin Araştırılarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği )

• TAKİP KONUSU SENETLERİN YETKİSİZ KİŞİ TARAFINDAN İMZALANMASI ( Sirketi Temsile Yetkili Olmayan Kişi Tarafından İmzalanan Senetle Ödeme Yapılması – Şikayete Konu Senetleri İmzalayan Sanığın Şirketi Temsile Yetkili Olduğu Halde Aksine Beyanda Bulunmak Suretiyle Takibin İptalini Sağlaması/Dolandırıcılık )

• TAKİBİN İPTALİ ( Takip Konusu Senetlerdeki İmzaların Şirketi Temsile Yetkili Kişiye Ait Olmadığı İddiasıyla Takibin İptalinin Sağlanmaıs – Dolanırıcılık )

5237/m. 157

ÖZET : Sanığın şikayete konu senetleri imzalarken şirketi temsile yetkili olduğu halde aksine beyanda bulunmak suretiyle takibin iptalini sağladığı anlaşıldığından, adı geçen sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmediğinin mahkemesince değerlendirilmesi gerekir.

DAVA : Dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından sanıklar ……, ……… ve…….. haklarında yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, sanık …….ın eyleminin hukuki ihtilaf olduğu gerekçesiyle, diğer sanıklar hakkında ise delil yetersizliğinden dolayı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25.02.2005 tarihli ve 2004/97271 hazırlık, 2005/2335 sayılı takipsizlik kararına yönelik itirazın reddine dair KARŞIYAKA 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 28.11.2005 tarihli ve 2005/890 müteferrik sayılı kararını, dosya kapsamına göre, müşteki Abubekir Çiftçi’nin 28.09.2004 tarihli şikayet dilekçesi ile, uzun süre Almanya’da işçi olarak çalışıp emekli olduğunu, elindeki parayı değerlendirme arayışı içinde iken, sanık Hayati’nin kendisini sanık ….. ile tanıştırdığını, bu sanığın hem avukatlık yaptığını, hem de Çöz Yap Turizm ve Tic. Ltd. Şirketinin sahibi olarak gayrimenkul alım satımı ile uğraştığını, bazı gayrimenkuller ile ilgili hukuki problemi çözünce bunları avantajlı bir şekilde kendisine satabileceğini söyleyip sürekli kendisinden para aldığını, ancak bir türlü kendisine taşınmaz satmadığı gibi, parasını da iade etmeyip sürekli kendisini oyaladığını, daha sonra da aldığı paranın karşılığında, 10.06.2001, 15.10.2001 ve 15.11.2001 tarihli çekleri şirket adına bizzat tanzim ederek imzalayıp kendisine verdiğini, ancak senet bedellerini ödememesi üzerine Çöz Yap Turizm ve Tic. Ltd Şti. ve sanık …… aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2003/8283 ve 2003/8299 esas sayılı dosyaları ile icra takibi yaptığını, gerçekte şirket adına tek başına imza atmaya kardeşi Dursun Nar’ın yetkili olduğunun anlaşıldığını, sanıklar …….. ve ……….ın takibe dayanak teşkil eden bonolar üzerindeki imzaların kendilerine ait olmadığından bahisle imzaya ve borca itirazda bulunduklarını, İzmir 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2003/187 ve 2003/188 esas sayılı dosyalarında görülen imzaya ve borca itiraz davalarında yapılan bilirkişi inlenmesi neticesinde takibe konu bonolar üzerindeki imzaların sanık ………’a ait olduğunun tespit edildiği ve ……..’ın Çöz Yap Ltd Şti.’nin yetkilisi olmadığından dolayı da söz konusu takiplerin şirket yönünden iptaline karar verildiğini bildirerek hulus ve saffetinden faydalanarak sahte senet tanzim etmek suretiyle kendisini dolandıran sanıklardan şikayetçi olduğu,

Yapılan hazırlık soruşturması sırasında sanıklardan ………’ın 08.02.2005 tarihli savunmasında şirket müdürü olan kardeşi Dursun Nar’ın vekili olarak şirketi temsil etme yetkisinin bulunduğunu beyan ettiği, oysa aynı sanığın İzmir 12 İcra Hukuk Mahkemesinin 2003/187 ve 2003/188 esas sayılı dosyalarında ortağı olduğu Çöz Yap Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin temsil etme yetkisinin olmadığını bildirerek, şikayete konu senetleri imzalarken şirketi temsile yetkili olduğu halde aksine beyanda bulunmak suretiyle takibin iptalini sağladığı anlaşıldığından, adı geçen sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket edip etmediğinin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin itirazın bu sanık yönünden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 13.03.2006 gün ve 10949 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 11.05.2006 gün ve YE.200657400 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

KARAR : Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile,

SONUÇ : Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 28.11.2005 gün ve 2005/890 Müt. sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 30.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2007/3

K. 2007/452

T. 25.1.2007

• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK ( Temyizle Birlikte Temyiz Süresine İlişkin Eski Hale Getirme Talebini İnceleme Yetkisi Yargıtay’a Ait Olduğu )

• ESKİ HALE GETİRME ( Temyizle Birlikte Temyiz Süresine İlişkin Eski Hale Getirme Talebini İnceleme Yetkisi Yargıtay’a Ait Olduğu – Karşılıksız Çek Keşide Etmek )

• ÇEKİN KEŞİDE YERİ ( Onun veya Başkasının Zararına Olarak Kendisine veya Başkasına Bir Yarar Sağladığına İlişkin Delil Bulunmadığı ve TTK’nin 730 592. Maddeleri Uyarınca Keşide Yerinin Çekin Bankaya İbrazı Anına Kadar Müşteki Tarafından da Tamamlanabileceği )

5271/m.42

6762/m.592,730

5237/m.157

ÖZET : Sanık, temyizle birlikte temyiz süresine ilişkin eski hale getirme talebinde bulunmuştur. Eski hale getirme dilekçesinin verilmesi üzerine esasa hangi mahkeme karar verecek ise eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir. Açıklanan nedenlerle temyiz süresine ilişkin eski hale getirme talebini inceleme yetkisi Yargıtay’a aittir. Açıklanan husus dikkate alınmadan yerel mahkemece eski hale getirme talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.

Sanığın hileli davranışlarla katılanı aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağladığına ilişkin delil bulunmadığı ve TTK’nin 730, 592. maddeleri uyarınca keşide yerinin çekin bankaya ibrazı anına kadar müşteki tarafından da tamamlanabileceği gözetilmeksizin, sanık hakkında beraat yerine dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, isabetsizdir.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık T. hakkında Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda; 23.05.2001 tarih ve 1999/278 Esas, 2001/701 Karar sayılı kararla 765 sayılı TCK uygulanarak dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, sanığın eski hale getirme talebinin Fatih ı. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.03.2002 tarih ve 2002/68 Müt. sayılı kararıyla reddedildiği; karara karşı sanığın itirazı üzerine, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.03.2002 tarih ve 2002/62. Müt. sayılı kararıyla itirazın reddedildiği; 5237 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu, 03.08.2005 tarih ve 1999/278 Esas, 2001/701 Karar sayılı ek kararla, 5237 sayılı TCK’nin 157. maddesi uygulanarak yeniden mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 13.11.2006 tarihinde Yargıtay 1 ı. Ceza Dairesi’ne gönderildiği; Yargıtay ll. Ceza Dairesi’nce 04.12.2006 tarih ve 2006/7877 Esas, 2006/9787 Karar sayı ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR : 1- Sanığın 07.03.2002 tarihli dilekçesinin temyiz süresine ilişkin eski hale getirme ve ayrıca hükmün temyizi niteliğinde olduğu, bu durumda CMUK’nin 43. maddesi uyarınca eski hale getirme talebini inceleme yetkisinin Yargıtay’a ait bulunduğu gözetilmeden verilen istemin reddine ilişkin Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08.03.2002 tarih ve 1999/278 Esas, 2001/701 Karar sayılı kararı, bu karara yönelik itirazın reddine dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.03.2002 tarih ve 2002/62 Müt. sayılı kararı, Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03.08.2005 tarih ve 1999/278 Esas, 2001/701 Karar sayılı uyarlama kararı ile bu kararın temyizine yönelik talebin reddine dair İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29.08.2005 tarih ve 2005/484 Müt. sayılı kararlarının hukuki değerden yoksun olduğuna,

2- Sanığa 08.011.2001 tarihinde kolluk marifetiyle yapılan tebligat usule aykırı olduğundan eski hale getirme talebinin yerinde ve temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulüne,

3- Sanığın hileli davranışlarla katılanı aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağladığına ilişkin delil bulunmadığı ve TTK’nin 730, 592. maddeleri uyarınca keşide yerinin çekin bankaya ibrazı anına kadar müşteki tarafından da tamamlanabileceği gözetilmeksizin, sanık hakkında beraat yerine dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, 23.05.2001 tarih ve 1999/278 Esas, 2001/701 Karar sayılı hükmün BOZULMASINA, 25.01.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

yarx

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2007/7718

K. 2007/8624

T. 29.11.2007

• DOLANDIRICILIK ( Sanığın Suça Konu Çekleri Önceden Doğmuş Borcuna Karşılık Vermiş Olması Nedeniyle Suçun Unsurlarının Oluşmadığı )

• RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK ( Sanığın Suça Konu Çekleri Önceden Doğmuş Borcuna Karşılık Vermiş Olması Nedeniyle Dolandırıcılık Suçunun Unsurlarının Oluşmadığı )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( 5237 Sayılı TCK’nın 43/1. Maddesinde “Değişik Zamanlarda” Denilmesi Karşısında Aynı Anda İşlenen Eylemlere Zincirleme Suça İlişkin Hükümlerin Uygulanmayacağı )

5237/m.43,157, 158, 204

765/m.503, 504, 350, 80

ÖZET : Sanığın suça konu çekleri önceden doğmuş borcuna karşılık vermiş olması nedeniyle dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmamıştır.

5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlere zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanmaz.

DAVA : Resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık B.Murat’ın yapılan yargılaması sonunda: Mahkumiyetine dair ( Bursa Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi )’nden verilen 16.04.2007 gün ve 2002/110 Esas, 2007/93 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığı’nın bozma isteyen 03.10.2007 tarihli tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Şikayetçinin 10.12.2001 tarihinde suça konu çek yapraklarını kaybetmesi ile ilgili müracaat ettiğine ilişkin karakol tutanağının … bank’ın 17.06.2002 tarihli yazı cevabı ekinde gönderilmiş olup, mahkemece 24.12.2002 tarihli celsede incelenmiş olması karşısında tebliğnamedeki bu yöne ilişen bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

I- Sanık müdafiinin dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Sanığın suça konu 3 adet çeki alacaklısı Şehmus’a önceden doğmuş borcuna karşılık vermiş olması nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesi,

II- Sanık müdafiinin sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahhkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde, 765 sayılı Yasa’nın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanığın sübuta eren, borcuna karşılık şikayetçi Şeyhmus’a toplam 12.000.000.000 lira bedelli 3 adet sahte çeki aynı anda ciro edip vermesi eyleminde 765 sayılı Yasa’nın aksine, 5237 sayılı Yasa’nın zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanmayacağı gözönüne alıp, buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasa’nın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı Yasa’nın 43. maddesinin aleyhe olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca istem gibi ( BOZULMASINA ), 29.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verild

Dolandırıcılık

MADDE 157 - (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

Nitelikli Dolandırıcılık

MADDE 158 - (1) Dolandırıcılık suçunun;

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 5377 – 29.6.2005 / m.19) Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Daha az cezayı gerektiren hal

DOLANDIRICILIK

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/8263

K. 2009/2585

T. 2.4.2009

• MENFİ TESPİT DAVASI ( İpotek Tesis Edilirken Davacıya Baskı Yapıldığının İspat Edilemediği/Baskı Yapıldığı Kabul Edilmiş Olsa Bile İpotek Tesisinden 3 Yıl Sonra Açılan Davanın Dinlenemeyeceği )

• İPOTEK TESİSİ ( Edilirken Davacıya Baskı Yapıldığının İspat Edilemediği – Baskı Yapıldığı Kabul Edilmiş Olsa Bile İpotek Tesisinden 3 Yıl Sonra Açılan Menfi Tespit Davasının Dinlenemeyeceği )

• SAHTE HİSSE SENEDİ BASTIRIP TEDAVÜLE ÇIKARMAK ( İpotek Tesis Edilirken Davacıya Baskı Yapıldığının İspat Edilemediği – Baskı Yapıldığı Kabul Edilmiş Olsa Bile İpotek Tesisinden 3 Yıl Sonra Açılan Menfi Tespit Davasının Dinlenemeyeceği )

5237/m.157, 204, 210

ÖZET : Dava menfi tespit istemidir. Dava dışı Ö. İ U.’un davalı şirkette çalışırken şirket hisselerini sahte olarak bastırıp tedavüle çıkarması üzerine … tarihli taahhütnamenin imzalandığını, ayrıca davacının bulunduğu … tarihli protokol ile borcun teminatını teşkil etmek üzere davacıya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, ipoteğin tesisinde kanuna aykırılık bulunmadığı, ipotek tesis edilirken davacıya baskı yapıldığının ispat edilemediği, baskı yapıldığı kabul edilmiş olsa bile ipotek tesisinden 3 yıl sonra açılan davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. C. A. ile davalı vek. Av. E. Ç. in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davacı, dava dışı Ö. İ.U. ve davalı arasında yapılan 14/07/2003 tarihli protokol uyarınca müvekkiline ait taşınmaz üzerinde 17/07/2003 tarihinde 200,000 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını, ipoteğin yasal dayanağı bulunmadığını, ipoteğin dayanağı olarak dava dışı Ömer İ. U.’un davalı şirkette sermaye piyasası uzmanı olarak çalıştığı dönemde verilen zararın gösterildiğini, davalının böyle bir zararın varlığını kanıtlayamadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, dava dışı Ö. İ. U.’un sahte hisse senedi bastırarak kendisine çıkar sağladığının tespit edilmesi üzerine davacının bu borca kefil olduğunu ve ayrıca 08/07/2003 tarihli taahhütname uyarınca ipotek verdiğini, ipoteğin verildiği tarihten 3 yıl sonra açılan davanın dinlenemeyeceğini, müvekkili şirketin zararının karşılanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir,

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre dava dışı Ö. İ U.’un davalı şirkette çalışırken şirket hisselerini sahte olarak bastırıp tedavüle çıkarması üzerine 08/07/2003 tarihli taahhütnamenin imzalandığını, ayrıca davacının bulunduğu 14/07/2003 tarihli protokol ile borcun teminatını teşkil etmek üzere davacıya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, ipoteğin tesisinde kanuna aykırılık bulunmadığı, ipotek tesis edilirken davacıya baskı yapıldığının ispat edilemediği, baskı yapıldığı kabul edilmiş olsa bile ipotek tesisinden 3 yıl sonra açılan davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 625.00 -TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 02.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2008/16004

K. 2009/2891

T. 23.3.2009

• KONTÖR DOLANDIRICILIĞI ( Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılıp Gerçek Bir Kişinin Hileli Hareketlerle Kandırılıp Çıkar Sağlanması Halinde Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun Oluşacağı )

• BİLİŞİM SİSTEMİ ( Dolandırıcılık – Verileri Toplayıp Yerleştirdikten Sonra Bunları Otomatik İşlemlere Tabi Tutma Olanağını Veren Manyetik Sistemler Olup Bu Sistemlerin Araç Olarak Kullanılıp Gerçek Bir Kişinin Hileli Hareketlerle Kandırılıp Çıkar Sağlanması Halinde Suçun Oluşacağı )

• DOLANDIRICILIK ( Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılıp Gerçek Bir Kişinin Hileli Hareketlerle Kandırılıp Çıkar Sağlanması Halinde Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun Oluşacağı )

• BASİT DOLANDIRICILIK ( Sanığın Mağdurlara Kontör Satın Aldırıp Bu Kontörlerin Şifre Numaralarını Telefonda Söylettirerek Kendisine veya Başkalarına Ait Cep Telefonlarına Yüklemek Suretiyle Çıkar Sağladığının Anlaşılması Karşısında Suçun Oluştuğu )

5237/m.157,158

ÖZET : Bilişim sistemi; verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemler olup, bu sistemlerin araç olarak kullanılıp gerçek bir kişinin hileli hareketlerle kandırılıp, çıkar sağlanması halinde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşacağı, somut olayda ise; kendisini jandarma karakol komutanı olarak tanıtan sanığın, karakolda internete girebilmek için acilen cep telefonu kontörü lazım olduğunu ve parasını daha sonra ödeyeceklerinden bahisle, , mağdur B’ye kısa zaman aralıkları içersinde toplam 9.500, mağdur A’ya ise, bir defada 1.250 kontör satın aldırıp, bu kontörlerin şifre numaralarını telefonda söylettirerek kendisine veya başkalarına ait cep telefonlarına yüklemek suretiyle çıkar sağladığının anlaşılması karşısında, eylemlerin, 5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesinde öngörülen basit “dolandırıcılık” suçlarını oluşturacağı gözetilmelidir.

DAVA : I-Sanığın, katılanlar Suzan Cankurt ve Kazım Cankurt’a karşı dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:

07.05.2004 tarihinde, abisi katılan Kazım’a ait LPG bayiinde bulunan katılan Suzan’ı telefonla arayıp, kendisini Jandarma Karakolu’nda görevli astsubay Ayhan Kaya olarak tanıttıktan sonra, kendisine 4 adet 250’lik cep telefonu kontörü satın almasını isteyerek, parasını da, dükkanlarına tüp almaya gelecek olan asker ile göndereceğini söylediği, ancak katılan Suzan’ın abisi katılan Kazım’ı aramasını istemesi üzerine, cep telefonu numarasını alıp arayarak aynı senaryo ile kandırdığı katılan Kazım’a, telefonla kardeşi katılan Suzan’ı arattırıp “kontör satın alıp verebilirsin” diye söylettirdikten sonra, katılan Suzan’ı tekrar telefonla arayıp, satın aldığı kontörlerin şifre numaralarını kendisine söylettirerek cep telefonuna yükleyen sanığın eyleminin, bilişim sisteminin katılanın kandırılmasında vasıta olarak kullanılmayıp, 5237 sayılı TCK.nun 158. maddesinde de, telefon işletmesinin haberleşme araçlarının araç olarak kullanılmasının dolandırıcılık suçunun nitelikli hali olarak kabul edilmemesi nedeniyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesindeki “dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı anlaşılmış ise de; katılanın zararının karşılanmamış olması nedeniyle aynı Yasanın 168. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve 765 sayılı TCK.nun 504/3 ve 522/1 ( pek hafif ). maddeleri uygulanarak hükmolunan cezanın, 5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesi hükmüne nazaran açıkça sanık lehine olduğundan, mahkemece 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hüküm belirlenirken 765 sayılı TCK.nun 504/3. maddesi ile 5237 sayılı Yasanın 158/1-f maddesi hükümlerinin karşılaştırılması sonuca etkili bulunmadığından tebliğnamedeki bu suça ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.09.2002 gün ve 184/320 sayılı kararında da açıklandığı üzere, sanık lehine olduğu kabul edilen 765 sayılı TCK.nun 19. maddesi uyarınca, suç tarihi itibariyle asgari adli para cezasının 440 Türk Lirasından az olamayacağının gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın 07.05.2004 tarihinde işlediği dolandırıcılık suçunun sübutu kabul, oluş, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın suçun faili olmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle anılan hükmün ONANMASINA,

II-Sanığın, 24.07.2006 tarihinde, mağdurlar Bünyamin Şanaldı ve Abit Bayram’a karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın suçun faili olmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:

Bilişim sistemi; verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağını veren manyetik sistemler olup, bu sistemlerin araç olarak kullanılıp gerçek bir kişinin hileli hareketlerle kandırılıp, çıkar sağlanması halinde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşacağı, somut olayda ise; kendisini jandarma karakol komutanı olarak tanıtan sanığın, karakolda internete girebilmek için acilen cep telefonu kontörü lazım olduğunu ve parasını daha sonra ödeyeceklerinden bahisle, 24.07.2006 tarihinde, mağdur Bünyamin’e kısa zaman aralıkları içersinde toplam 9.500, mağdur Abit’e ise, bir defada 1.250 kontör satın aldırıp, bu kontörlerin şifre numaralarını telefonda söylettirerek kendisine veya başkalarına ait cep telefonlarına yüklemek suretiyle çıkar sağladığının anlaşılması karşısında, eylemlerin, 5237 sayılı TCK.nun 157/1. maddesinde öngörülen basit “dolandırıcılık” suçlarını oluşturacağı gözetilmeden bilişim sistemlerinin mağdurların kandırılmasında vasıta olarak kullanıldığı kabul edilip, 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f maddesi ile uygulama yapılarak anılan suçlardan yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan anılan suçlardan kurulan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

About these ads

3 Yanıt to “DOLANDIRICILIK SUÇLARI”

  1. DOLANDIRICILIK « CEZA HUKUKU Says:

    […] DOLANDIRICILIK SUÇLARI Kategori: Uncategorized — Etiketler:dolandırıcılık, dolandırıcılık içtihatlat, nitelikli dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık içtihatlar — rahmiofluoglu @ 7:15 am Düzenle […]

  2. aslan Says:

    benimde dolandırıcılıkla ilgili bi sorunum olcak, aynı şirkette çalıştığım arkadaşa güvenerekten ihtiyacı olduğu için bir miktar para verdim, verdikten sonra iş değiştirdi. söze mukavelet 2 ay oldu parayı vermedi. kendisinede ulaşamıyorum. sadece kanıt olarak cep. telefonumda parayı verdikten sonra kendi cep.tel.mesaj yolladı bana durumunu açıklamak için bu dolandırıcılık suç unsurumudur eğer suç unsuru ise nereye, nasıl başvurmam gerekli bana yardımcı olurmusunuz.teşekkür ederim….

  3. rahmiofluoglu Says:

    link gönderin kaldıralım


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: