NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK

Nitelikli Dolandırıcılık

MADDE 158 - (1) Dolandırıcılık suçunun;

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 5377 – 29.6.2005 / m.19) Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Daha az cezayı gerektiren hal

MADDE 159 – (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

YARGITAY KARARLARI

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2009/7799

K. 2009/9310

T. 13.5.2009

• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME ( Diğer Kanunlarda Yer Alan Nispi Nitelikteki Adli Para Cezalarına 5237 S. TCK’nun 52. Maddesinde Öngörülen Gün Para Cezası Sistemine Aykırılık Değil Farklılık Oluşturduğu )

• ADLİ PARA CEZASI ( Kanun Koyucunun Nispi Nitelikteki Para Cezalarının Uygulanmasına Tamamen Son Vermeye Dönük Bir Amacının Bulunmadığı – Nispi Nitelikteki Adli Para Cezalarına 5237 S. TCK’nun 52. Maddesinde Öngörülen Gün Para Cezası Sistemine Aykırılık Değil Farklılık Oluşturduğu )

• NİSPİ NİTELİKTEKİ PARA CEZALARI ( Kanun Koyucunun Nispi Nitelikteki Para Cezalarının Uygulanmasına Tamamen Son Vermeye Dönük Bir Amacının Bulunmadığı – Nispi Nitelikteki Adli Para Cezalarına 5237 S. TCK’nun 52. Maddesinde Öngörülen Gün Para Cezası Sistemine Aykırılık Değil Farklılık Oluşturduğu )

3167-1/m.16

5237/m.2, 5, 7, 45, 52, 158

5252/m.1, 5

5411/m.160

ÖZET : Kanun koyucunun nispi nitelikteki para cezalarının uygulanmasına tamamen son vermeye dönük bir amacının bulunmadığı anlaşılmakta olup; diğer kanunlarda yer alan nispi nitelikteki adli para cezalarına, 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinde öngörülen gün para cezası sistemine aykırılık değil, farklılık oluşturduğunu, bu nedenle 31.12.2008 tarihinden sonra da geçerliliklerini, dolayısıyla yürürlüklerini sürdüreceklerini, uygulanmalarının ve infazının zorunlu olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık hakkında Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2008 tarihli, 2007/854 esas, 2008/140 karar sayılı hükmü ile “3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesi uyarınca verilen 1.000. YTL adli para cezasının” infazı aşamasında, Cumhuriyet savcılığınca, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un geçici 1. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 2, 5, 7/2, 45/1 ve 52/1 .maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, suç karşılığı yaptırım olarak sadece hapis ve gün para cezası verilebileceği, bu genel kuralın bütün özel yasalarda bağlayıcı olduğu, aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nın Hükümlerine aykırı olan söz konusu para cezasının infazında tereddüt oluştuğu belirtilerek, karar verilmesinin talep edilmesi üzerine; aynı Mahkemece yapılan inceleme sonucu verilen, 12.01.2009 tarihli ve aynı sayılı, “3167 sayılı Kanun’da yeni bir düzenleme yapılmamış olsa da, karşılıksız çek keşide etmek suçundan gerçek kişilere verilen cezaların yasal ve usulüne uygun olduğa gerekçesiyle uyarlama yapılmasına ve infazın, durdurulmasına yer olmadığına” ilişkin ek kararına itiraz edildiği; itiraz mercii Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2009 tarihli ve 2009/42 değişik iş sayılı kararı ile, “3167 sayılı Kanun’un 16. maddesinde “karşılıksız çek keşide etmek” suçuna ilişkin cezanın 5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerine aykırı olduğu ve 31.12.2008 tarihine kadar yeni yasal düzenleme yapılmadığından genel hükümlerin uygulamasının gerektiği, infaz edilecek hükümde tereddütlerin oluşması nedeni ile hükmün infazının mağduriyetlere yol açmaması için, itirazın kabulü ile 12.01.2009 tarihli ek kararın kaldırılmasına, infazın durdurulmasına ve hükümlünün bihakkın tahliyesine” karar verildiği; itiraz merciinin 16.01.2009 tarihli kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 31.03.2009 gün ve 3438/18829 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 04.05.2009 gün ve 2009/93495 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi:

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre;

5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesindeki, “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.”,

5237 sayılı Kanunun 5. maddesindeki “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır”,

Aynı Kanun’un 52. maddesindeki, “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla, olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsı halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.”

3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesindeki, “üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli, tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar.”

Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 3167 sayılı Kanunda 31.12.2008 tarihine kadar yeni bir düzenleme yapılmamış ise de, anılan Kanunun 16/1. maddesinde öngörülen cezanın nispi nitelikte olduğu ve 5237 sayılı Kanunun 52. maddesine aykırılık oluşturmadığı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.01.2009 tarihli ve 2007/8271 esas, 2009/480 sayılı ilamı ile de zımnen kabul edildiği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2009 tarihli anılan kararının bozulması istenmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. ve 5237 sayılı TCK’nın 5 ve 52. maddeleri hükümleri karşısında, karşılıksız çek keşide etmek suçu için 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde öngörülen nispi para cezasının, 5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerine aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

5237 sayılı TCK’nın 45/1. maddesinde “Suç karşılığında uygulaman yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır” hükmü öngörülmektedir.

5252 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ( 1 ) ve ( 2 ). fıkralarında, “Kanunlarda öngörülen “ağır para” cezaları, “adli para” cezasına dönüştürülmüştür. Bu kanunlarda Türk Ceza Kanunu’nda belirlenen cezalar sistemine, uygun değişiklik yapılıncaya kadar, alt ve üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzelli milyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri nispi nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz,” hükümlerine yer verilmiş olup; nispi nitelikteki ağır para cezaları da diğer cezalar gibi adli para cezasına dönüştürülmüş ve ( 2 ), fıkra düzenlemesinden ayrı tutularak, bu kuralın nispi para cezaları hakkında uygulanmayacağı, dolayısıyla, mevcut durumuyla uygulanabilir olduğu kabul edilmiştir. Nitekim aynı maddenin. ( 3 ). fıkrasında da nispi nitelikteki adli para cezaları da dahil olmak üzere tüm ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezalarının infazına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerinde, 20/2. maddesindeki “tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamayacağı” kuralına benzer şekilde, suç karşılığında nispi para cezasının uygulanamayacağına ilişkin açık ve emredici bir hüküm yer almadığı gibi, 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden çok kısa bir süre sonra 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinde yapılan değişiklik ile “adli para cezasının miktarının elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı” hükmü öngörülerek, nispi para cezasının Yeni TCK’nın yaptırım sistemine aykırı olmadığı açık bir biçimde ortaya konulmuştur. Ayrıca, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden sonra çıkarılan çeşitli kanunlarda yer alan suç tanımlarında, nispi para cezasının öngörüldüğü görülmektedir. Örneğin; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde nispi adli para cezası öngörülmüştür.

Bu durumda; kanun koyucunun nispi nitelikteki para cezalarının uygulanmasına tamamen son vermeye dönük bir amacının bulunmadığı anlaşılmakta olup; diğer kanunlarda yer alan nispi nitelikteki adli para cezalarına, 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinde öngörülen “gün para cezası sistemine” “aykırılık” değil, “farklılık” oluşturduğunu, bu nedenle 31.12.2008 tarihinden sonra da geçerliliklerini, dolayısıyla yürürlüklerini sürdüreceklerini, uygulanmalarının ve infazının zorunlu olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

SONUÇ : Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden; Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2009 tarihli ve 2009/42 değişik iş karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyasın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 13.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2009/237

K. 2009/4278

T. 15.4.2009

• BELGEDE SAHTECİLİK ( Aldatma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığının Takdir ve Tayininin Hakime Ait Olduğu )

• ALDATMA YETENEĞİ ( Belgelerde Sahtecilik Suçlarında Aldatma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığının Takdir ve Tayininin Hakime Ait Olduğu )

• DOLANDIRICILIK ( İddianame İle “Sanığın Söz Konusu Çekleri Bankalara Verip Açılmaması Gereken Bir Krediyi Açtırmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunu İşlediği “ İddiasıyla Dava Açıldığının Gözetilmemesinin İsabetsizliği )

• KREDİ AÇTIRMAK SURETİYLE DOLANDIRICILIK ( Dava Konusu Yapılmayan Suça Konu Çeklerin Ödenmemesi Nedeniyle Keşideci Hakkında İcra Takibi Yapıldığından “Dolandırıcılık” Suçunun İşlendiğinden Bahisle Sanığın Mahkumiyetine Karar Verilmesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

5237/m.204, 158/1-J-son

ÖZET : Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime aittir.

İddianame ile “sanığın söz konusu çekleri bankalara verip açılmaması gereken bir krediyi açtırmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği “ iddiasıyla dava açıldığı gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak, dava konusu yapılmayan suça konu çeklerin ödenmemesi nedeniyle keşideci hakkında icra takibi yapıldığından “dolandırıcılık” suçunun işlendiğinden bahisle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.

DAVA : 1-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, adli emanette kayıtlı suça konu keşide tarihleri 25.03.2007 ve 15.06.2007 olarak değiştirilerek paraflanmış çekler incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılarak gerekçeli kararda aldatma niteliğini taşıyıp taşımadığı tartışılmadan ve denetime olanak verecek şekilde suça konu belge dosya içerisinde de bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi,

2-5271 sayılı CMK.nun 225.maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, iddianame ile “sanığın söz konusu çekleri bankalara verip açılmaması gereken bir krediyi açtırmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği “ iddiasıyla dava açıldığı gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak, dava konusu yapılmayan suça konu çeklerin ödenmemesi nedeniyle keşideci hakkında icra takibi yapıldığından “Davut Çetin’e karşı dolandırıcılık” suçunun işlendiğinden bahisle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi

3-5237 sayılı TCK.nun 158.maddesinin 1.fıkrasının ( e ), ( f ) ve ( j ) bentlerinde sayılan hallerde maddede öngörülen 5 ila 5.000 tam gün arasında belirlenecek gün birim sayısı üzerinden varsa artırım ve indirim nedenleri uygulanarak tespit olunan sonuç gün ile bir gün karşılığı 20-100 YTL. arasında takdir edilecek miktarın çarpımı sonucu bulunan miktar, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az ise adli para cezası asgari bu miktara yükseltilip bu miktar üzerinden takdiri indirim hükmü uygulanarak sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde eksik adli para cezası tayini,

4-Sanığa yüklenen suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi Denizbank’ın davaya katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesi nedeniyle hukuken geçersiz olan müdahillik kararı uyarınca lehine vekalet ücreti tayini,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CUMK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2005/9884

K. 2007/3925

T. 6.6.2007

• ÇEK İLE DOLANDIRICILIK ( Bankanın Maddi Varlığı Olan Çek Kullanılmak Suretiyle İşlendiği İddiası – Delilleri Takdir ve Tartışmanın Üst Dereceli Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Dolandırıcılık Suçunun Bankanın Maddi Varlığı Olan Çek Kullanılmak Suretiyle İşlendiği İddiası – Delilleri Takdir ve Tartışmanın Üst Dereceli Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )

765/m.504/3

5237/m.158/1-f

ÖZET : Yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia olunması karşısında, fiilin 765 Sayılı TCK’nun 504/3 ( 5237 Sayılı TCK. nun 158/1- f ) maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırıdır.

DAVA : Dolandırıcılık suçundan sanıklar … yapılan yargılamaları sonunda: Beraatlarına, dair … Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.07.2004 gün ve 2004/563 Esas, 2004/760 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı,

C.Başsavcılığının onama isteyen 25.10.2005 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere;

Yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia olunması karşısında, filin 765 Sayılı TCK. nun 504/3 ( 5237 Sayılı TCK. nun 158/1- f ) maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2003/11566

K. 2006/247

T. 26.1.2006

• ÇEK KULLANARAK DOLANDIRICILIK ( Eylemin Bankayı Vasıta Kılarak Dolandırıcılık Suçunu Oluşturup Oluşturamayacağına İlişkin Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )

• BANKA VASITA KILINARAK DOLANDIRICILIK ( Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu – Bankanın Maddi Varlıklarından Olan Çek Kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun İşlendiği İddiası )

• GÖREV ( Bankanın Maddi Varlıklarından Olan Çek Kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun İşlendiği İddiası – Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )

765/m.503,504,

5237/m.157,158

ÖZET : Sanığın, bankanın maddi varlıklarından olan çeki kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmelidir.

DAVA : Dolandırıcılık suçundan sanık … ın yapılan yargılaması sonunda; Mahkumiyetine dair Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.04.2002 gün ve 2001/…E,2002/…K karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olmakla dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 27.08.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle,incelenerek görüşüldü:

KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 173/228 sayılı kararında da açıklandığı üzere; sanığın, bankanın maddi varlıklarından olan çeki kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip GÖREVSİZLİK KARARI verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 S.Y.nın 8/1 m.si gereğince uygulanması gereken 1412 s.CMUK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,26.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.

About these ads

6 Yanıt to “NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK”

  1. DOLANDIRICILIK « CEZA HUKUKU Says:

    [...] SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 S.Y.nın 8/1 m.si gereğince uygulanması gereken 1412 s.CMUK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,26.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. Yorum yapın [...]

  2. mustafa akgül Says:

    eyer bugün hapishanelerde yatacak yerler iyi olsa kalabalık olmasa beni daolandıranın ayagına sıkıp bu stresden kurtulurum ne faydaki hapishaneler tıklım tıklım hiç olacak şeymigece uykum kacıyor yani aynı şeyi ben yapsam acaba dolandırıcı ne düşünürtam 8 aydır madi manevi sorun stres içindeyim bu davaların cok kısa sürede bitirilmesini saygılarımla diliyorum

    acıklama bir cay kazanı (samever) aldım—şehit ilhanlar cadesinde dükkanda pazarlık yapıldı yanımda arkadaşımda var adam getirip kurdu calıştırdı fatura garanti belgesi sonra getiririm dedi getirmedi vs 5 aysonrs kazan deposu delindi dükana gittim adam kapatıp kacmış
    2 yıl sonra karşılaştık yaptıgın yanlış degilmi diye sordugumda suçum neyse cezamı cekerim dedi
    bana kargo parası ver yaptırayım 50tl verdim kazan gitti 8 aydır halen daha gelecek iki el kazan aldım dedim yeni kazanın su arıtmasını takam onun içide boş cıkınca deliye döndü yanişu anda çok zor sabrediyorum mahkemeye verdim ama 8 aydır ifadem alınmadı hata benim cünkü davayı karakol aracılıgıyla actım direk c savcısına acsaydım böyle olmazdı saygılarımla

  3. HAKAN SAĞLAM Says:

    MERHABA HERKEZE: ADIM HAKAN SAĞLAM 2007 TARİH,İNDE 3 ORTAKLI BUROSU OFİSİ OLMAYAN CEZAYİRDEN VIP MÜŞTERİ ĞETİREN ADI(PİLEA ATRAVELSERVİCES TURİZM)ŞİRKETİ ADI ALTINDA KIRİZ ZAMANINDA YANLARIN DA ĞÜNLÜK YÖVMİYELİ OLARAK ÇALIŞIYORDUM 1Rİ 2KARDEŞ 1Rİ ARKADAŞLARI OLMASINA RAĞMEN 2ORTAĞI 5YILDIR TANIYORUM BERABER ÇALIŞMADURUMUNDAN DOLAYIBANA ĞÜVEN VERDİLER ĞEREK NAKİT PARA ĞEREKSE KIREDİ KARDIMI KULLANILDI BENZİN ALIMI HOTEL ĞİDERLERİ MÜŞTERİ TUR BİLTLERİ OLSUN KULLANILDI VEREÇEĞİZ VADİYLE İNANDIM AMA 2ORTAK ANLAŞAMADI KAVKA ETDİLER BENİ YÜZ ÜSTÜ PIRAKDILAR PARAMI ALAMIYORUM 2YILDIR KAÇIYORLAR YURTDIŞINA CEZAYİRE KAÇDILAR ÇOK KÖTÜ MATÜRÜM HANĞİ AVKATA ĞİTDİYSEN ÜSTÜNE SU İÇ DİYORLAR BENİ NİTELİKLİ DOLANDIRDILAR LÜTFEN BANA YARDIMÇI OLUN 15,000/17,000 MİLYAR ARASI ALAÇAĞIM VAR NAKİT+KIREDİKARTI+ÇALIŞMA+NE YAPAÇAĞIMI BİLEMİYORUM AİLEM MAF OLDU ANNEM RAHATSIZLANDI EŞİMLEN ARAM BOZULDU HALA BU ŞOKUN İÇİNDEN ÇIKILIRĞİBİ DEYİL HERŞEYİMİ ETKİLİYOR İŞİMDE BAŞIMI TOPARLAYAMIYORUM BENİMLEN TAKĞA ĞEÇİYORLAR VEREÇEĞİZ DİE DİYE 2YIL ĞEÇDİ VER MAHKEMEYE AL PARANI DİYORLAR ELİMDE 1 ORTAĞI ŞAYİTLİK YAPAÇAK ONUDA 80.000 MİLYAR DOLANDIRDILAR ELİMDE BELĞELERİM VAR AMA NE SENET NE ÇEK VAR LÜTFEN ŞUAN YARDIMA MUHTAÇIM ALLAH RİÇASI İÇİN YARDIMÇI OLUN BANA AKIL FİKİR VERİN ÇOK KÖTÜYÜM…

  4. özge Says:

    ltd şirketinin % 50 ortağıydım. ancak sadece ortaktım her hangi bir imza yetkim yoktu. ama yetkim olmamasına rağmen toplam 4 tane çeke imza attım. Ve ortak olduğum kişide bu imzlardan haberdardı ama haberdar olmasına rağmen benim imzam olan tüm çeklere ödemeden men talimatı vermiş. Sonra çeklerde ödenmeyince kişiler bizden şikateçi olmuş ama savcılık aşamasında da ortağım olan kişi çeklere atılan imzadan haberdar değildim diye yalan söylemiş. Çeklerden birtanesi ödendi ama hakkımda asliye ceza da resmi belgede sahtecilik davası açıldı. geriye kalan 3 tanesi ödenemedi henüz onlarada dava açıldı. ağır cezada o hem resmi belgede sahtecilik hemde 158/1 (F) dolandırıclık olarak. Şimdi ben yapmam gereken nedir onu bilmek istiyorum. Ödenmeyen çekleri dava aşamasında ödesem neolur ? Ödeyemezsem neolur? Ortak olduğum kişiyi davaya tanık yazmışlar o hala atılan imzadan haberdar değildim die yalan söylerse neolur? biliyordum derse neolur? Ceza alırsam 3 ayrı çeke ayrı ayrı cezamı alıyorum? Çeke attığım imzadan bilgisi olduğuna dair bir kaç şahidim war şahitlerle bir sonuç elde edebilirmyim?

  5. tarık Says:

    belediyede güvenlik görevlisi olarak nöbet tuttuğum yerin karşısında bi galericiden yedieminden almış olduğu arabayı eksik madde içeren yani satış verilmeyen bir vekaletname ile aracı almış ve ödemesini yapmış bulundum ben aracı muayene için hazırlarken arabaya müşteri çıktı ve o günde yıllık izine ayrılıcaktım özürlü çocuğumun rahatsızlığından dolayı bi süre ilgilenemedim ve aracı benden kapora ve sözleşme ile alan şahıs bana ödeme yapmadan aracı satmış ve araç kazaya karışmış sigorta muayene ve yetersiz ehliyetten araç bağlanıyor ancak bana herşey olup bittikten sonra haber veriliyor ve aracı yalnızca bana vekalet veren çıkarabiliyor ve bu şerefsizde sabıkasından dolayı cezaevine girmiş 3 yıl yemiş allah versin de hiç çıkamasın ben şimdi budurumda ne yapabilirim bana yol gösterecek biri varmı ben aracı bana satanla evraksız trafiğe çıkarıpta arabama el koydurandan davacı olabilirmiyim yada dolandırıcılık suçundan mahkemeye verebilirmiyim.allah rızası için rica ediyorum bana yardımcı olun çok zarar ettim üstelik çocuğum hem zihinsel hemde bedensel özürlü ayrıca 3.kalp ameliyatı olacak başıma bela almak istemiyorum çünkü kim bakıcak benim aileme böyle köpekler yüzenden lütfen yardımcı olun.

  6. admin Says:

    merabalar ben gülcan benim bi davam vardı acaba teymiz kararı ne gelir ben ölmüş babamın yetim aylıgını alıyorum ve amcamın oglu aramızda olan husümetden dolayı beni sikayet etti ayrıldıkları halde eşiyle beraber yaşadıgına dahil ssk aylıgım kesildi ve mahkemeye itiraz ettik ve tüm deililerin bizden yana olmasına rahmen hakim ret verdi iki köyde beraber yaşamdıgımızı sorulan komsulara onlar ayrılar ve ççoçuklar annede kalıyor demişler ben şehirde boşadıgım eski eşimde köyde hikametkah ediyor ve davalını yani karşı avukatın elinde hiç bir deilil olmamasına rahmen ret verdi acaba teymiz kararı nez<man gelir ve bozulurmu


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: